İnsan sağlığı için iyi olan ürünler
ile zararlı olabilecek ürünler arasında net bir ayrım yapmanın ne kadar zor
olduğunu ortaya koyan belki en tipik örnek şaraptır. Anadolu da çok eksi bir
geçmişi olan şarabın sağlıkla ilişkisi günümüzde tekrar sorgulanmaya başlamış
ve orta sıklıkta alkol tüketenlerde koroner kalp hastalıkları oranının düşük
olduğu ile ilgili çalışmalar yoğunlaşmıştır. 29 Ağustos 2016 Pazartesi
Şarap Kalp Sağlığını Olumlu Yönde Etkiler Mi ?
İnsan sağlığı için iyi olan ürünler
ile zararlı olabilecek ürünler arasında net bir ayrım yapmanın ne kadar zor
olduğunu ortaya koyan belki en tipik örnek şaraptır. Anadolu da çok eksi bir
geçmişi olan şarabın sağlıkla ilişkisi günümüzde tekrar sorgulanmaya başlamış
ve orta sıklıkta alkol tüketenlerde koroner kalp hastalıkları oranının düşük
olduğu ile ilgili çalışmalar yoğunlaşmıştır. 24 Haziran 2016 Cuma
HİPERTANSİYON'DA BESLENME
Hipertansiyon ; Yani yüksek tansiyon, kan dolaşımı için damarlarımızda gerekli olan kan basıncının normalden fazla olmasıdır. Yüksek tansiyon ülkemizde her üç kişiden birinde görülen önemli bir sağlık sorunudur. Tedavi edilmediğinde; kalp yetmezliği, kalp büyümesi, damarlarda daralma, felç, böbrek yetmezliği ve körlük gibi ciddi sorunlara neden olur; bu nedenle mutlaka erken dönemde teşhis edilmelidir. Tansiyonunuz, 180/110 mmHg gibi çok yüksek düzeye erişmediği sürece kolay kolay herhangi bir belirti vermez. Yüksek tansiyonun en sık rastlanan belirtileri; baş dönmesi, baş ağrısı, kalp ağrısı, kulak çınlaması, nefes darlığı, çift veya bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışlarıdır.
Hipertansiyon ve beslenme
Şişman kişilerde yüksek tansiyon ortaya çıkma olasılığı normal kilolu insanlara göre 2 mislidir ve şişmanların %70’inde yüksek tansiyon görülür.Vücut ağırlığı olması gerekenin %20 üstünde olanlarda ve özellikle bel/kalça oranı istenenden yüksek olan kişilerde hipertansiyon riski çok daha fazla görülmektedir. Beslenme tarzınınsa, hipertansiyonun oluşumuna ve tedavisine etkileri oldukça açıktır. Özellikle diyetle alınan sodyum, kalsiyum, potasyum, magnezyum, yağ ve alkol kan basıncı üzerinde etkili besin öğeleridir. Öyleyse bu besin öğelerinin tüketiminde bazı noktalara dikkat etmek hem yüksek tansiyon hastaları, hem risk altındaki şişman kişiler için yararlı olacaktır;
Günlük tuz tüketimi olabildiğince azaltılmalıdır, yemeklere ayrıca tuz koymaktan kaçınılmalıdır.Kalsiyumdan zengin beslenmeye dikkat edilmelidir. Başlıca kaynak olan süt ve süt ürünleri tüketilirken yarım yağlı veya light olanların tercih edilmesiyle kalp hastalığı riskini arttırmamak da önemlidir.Potasyum alımının artmasıyla hipertansiyon riski düşmektedir. Bu alımı arttırmak için bol miktarda sebze ve meyve tüketimi gerçekleştirilmelidir.Kandaki magnezyum seviyesinin düşük oluşu da yüksek tansiyon riskini belirleyen faktörler arasındadır.Doymuş yağlardan yüksek bir beslenme tarzı da tetikleyici faktörler arasındadır. Yapılan araştırmalar da doymamış yağdan (ayçiçeği, zeytinyağı, mısır yağı gibi) zengin beslenmenin kan basıncını düşürdüğünü göstermektedir.Alkol kullanımı da özellikle kadınlarda hipertansiyona yol açmaktadır.Ekmeklerin tuzsuz olanlardan seçilmesi de günlük sodyum tüketimini büyük ölçüde azaltacaktır.
Sarımsak kullanımının da olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir.Ek olarak balık yağı kullanımının da kan basıncının denetiminde faydalı olduğu görülmüştür.Sakatatlar, kuru meyveler, bezelye, enginar gibi sebzeler, konserve besinler, turşu, zeytin gibi yiyeceklerin sodyum oranı yüksek olduğundan tüketimlerinde dikkatli olunmalıdır.
Risk altında olabilirsiniz. Tansiyonunuzu sık aralıklarla ölçtürün.
Kaynak: Medikal akademi
17 Haziran 2016 Cuma
Obezitenin Gastrointestinal Kanser Türleri Üzerine Etkisi
SAKIZLARIN PERİODONTAL SAĞLIĞA ETKİSİ İLE İLGİLİ LİTERATÜR TARAMASI
Monosodyum Glutamatın Sağlık Üzerine Etkisi
KANSER VE FİTOTERAPİ
KANSER
- NCCAM(Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi);
- Tamamlayıcı ve alternatif tedavileri 5 başlıkta toplamıştır.
- Fitoterapi
- meme kanseri (%12)
- K.C hastalıkları (%21)
- HIV (% 22)
- Astım (%24)
Uyarılar:
- Zencefilin en sık görülen yan etkileri mide yanması ve dermatittir.
- Aşırı miktarda alınırsa merkezi sinir sistemini baskılayabilir ve kalpte ritim bozukluğuna neden olabilir.
- Pıhtılaşmayı azalttığından, pıhtılaşmayı azaltan ilaçlarla birlikte kullanımı kanamaya neden olabilir.
- Isırgan otunun bazı hastalarda karaciğer testlerini bozabileceği, bazı hastalarda da şiddetli alerjik reaksiyona neden olabileceği akılda tutulmalıdır.
- Alerjik bünyesi olanların ve karaciğer fonksiyon testleri bozuk olanların kullanıma dikkat etmeleri mümkünse kullanmamaları önerilmektedir.
- Sarımsağın, birçok ülke de sakinleştirici, antibiyotik, kadın hastalıkları, deri hastalıkları tedavisi, ağrı kesici, solunum ve sindirim sistemi rahatsızlıklarında, afrodizyak, kalp damar hastalıkları ve anti kanserojen özelliğinden dolayı günlük beslenme programlarında yer almasının önemi ve gerekliliği son yıllarda çok daha fazla vurgulanmaktadır.
- İçinde bol miktarda ‘alil sülfür’ bileşeni başta olmak üzere birçok antikanser maddeyi içermektedir.
- Kansere neden olan kimyasal maddelerin (karsinojenler) üretimini azaltır ve vücudun DNA olarak isimlendirilen hücresel yapıtaşının tamir edilmesini kolaylaştırır.
- Bağışıklık hücrelerinin tümör hücrelerini öldürücü etkisini uyarmaktadır.
- Özellikle mide, prostat ve kalın bağırsak kanserlerine karşı koruyucu etkisi saptanmıştır.
- Meme kanseri ile ilgili yeni yapılan çalışmalarda sarımsakta bulunan maddelerin meme kanseri hücrelerini öldürdüğü ve başka organlara sıçramasını azalttığı gösterilmiştir. Bu sonuçlar umut vericidir.
- Aktif bileşenlerinden biri olan ajoen, platelet agregasyonunu geri dönüşsüz olarak inhibe etmekte ve diğer platelet inhibitörlerinin etkilerini arttırmaktadır. Bundan dolayı en ciddi yan etkisi artmış kanamadır. Vücuttan atılma süresi 10-30 saati bulsa da ameliyattan en az 2-3 gün önce alımı durdurulmalıdır.
- Çiğ sarımsak günde 2-5 gram, kurutulmuş toz sarımsak günde 0,4-1,2 gram, sarımsak yağı günde 2-5 mg, sarımsak ekstraktı günde 300-1000 mg dozunda tüketilmesi önerilir.
- Baş ağrısı, yorgunluk, kötü nefes kokusu, bulantı, mide ve bağırsak sistemi yakınmaları, ishal, bağırsak florası değişikliği, tansiyon düşüklüğü ve pıhtılaşmayı bozan ilaçların etkisini arttırıp kanamaya neden olabilmektedir.
- Şeker hastalarında şeker düşüklüğüne mutlaka dikkat edilmelidir.
- Cilde uygulandığında temas dermatiti olarak isimlendirilen alerjik reaksiyona neden olabilir.
- Balın kanserde dahil olmak üzere bir çok hastalıkta enerji ve şifa kaynağı olarak kullanıldığı bildirilmiştir.
- Samarghandian ve ark. (2011) balın prostat kanser hücreleri üzerinde çoğalmayı önleyici etki gösterdiğini ve bu etkinin balın krisin içeriğiyle ilişkili olabileceğini rapor etmişlerdir.
- Balın renal hücre kanserlerinde de apoptozisi tetiklediği ve bu nedenle balın böbrek kanseri tedavilerinde gelecek vaat eden bir kemoterapik ajan olarak değerlendirilebileceği bildirilmiştir.
- Son zamanlarda yapılan bir araştırmadan elde edilen bulgular tüm dikkatlerin bir anda balın üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuştur. Laparoskopi aletiyle karından girilerek yapılan kolon kanseri tedavisi sırasında, aletin kullanıldığı karın bölgesinde meydana gelen ensizyon çevresinde genellikle tümörler oluşmaktadır.
- Hamzaoğlu ve ark.(2000) bu bölgeye bal uygulanmasının etkisini incelemek üzere 60 fareye tümör hücreleri enjekte etmişlerdir. Bunlardan 30’ unun ensizyon bölgesine bal uygulanmış, 30’ una uygulanmamıştır. Sonuçta ameliyat için açılan ensizyon kanalı çevresine bal sürülmeyen 30 farede tümörler oluştuğu halde ensizyon kanalı çevresine bal sürülen 30 fareden sadece 8’ inde tümör oluşmuştur.
- Kolon kanseri üzerinde çalışan bilim adamları balın içinde bulunan bir maddenin kanser hücrelerinin yok olmasına neden olabileceğini belirtmişlerdir (Özmen ve Alkın, 2006). Swellam ve ark. (2003), mesane kanserinde balın antitümör ve antimetastatik özellik gösterdiğini bildirmektedirler.
SONUÇ
Gıdalarda Akrilamid'in Oluşma Nedeni ve Zararları Nelerdir
Akrilamidin sağlık üzerine etkileri toksikolojik ve karsinojenik olarak ayrılmaktadır. Akrilamid organizmaya alındıktan sonra hemoglobinle reaksiyona girmektedir. Bunun sonucunda akrilamidin, hemoglobine bağlanarak oluşturduğu bileşik N-(2-carbamoylethyl) Valine (CEV) olarak adlandırılmaktadır. Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalara göre; akrilamid, farklı organlarda (tiroid, adrenal bez, tunika vaginalis) benign ve malign tümörlere yol açabilmektedir. Ayrıca akrilamidin, kontamine sulara ve gıdalara maruz kalan insanlarda uzun süreli alımlarda; hafif vakalarda bulantı, kusma, baş dönmesi, terleme, uyuşukluk, kol ve bacaklarda halsizlik ve karıncalanma gibi belirtilere neden olduğu, daha şiddetli vakalarda ise konuşma güçlüğü, halüsinasyonlar, kol-bacak eklemlerinde anormal şişliklere, göz mukozasında tahriş, kas zayıflığı ve üriner sistem bozukluklarına yol açabileceği belirtilmiştir.
Akrilamid oluşumunu engellemek için gıdalar çok uzun süre ve yüksek sıcaklıklarda pişirilmemelidir. Bununla beraber özellikle et ve et ürünlerinin yüksek ısı işlemine maruz bırakılmaları önlenmelidir. Akrilamidin insan sağlığına olan zararlı etkilerini önlemek için risk kaynaklarının azaltılması, gıdaların aşırı pişirilmesinden kaçınılması, sağlıklı gıda seçimi ve gıdalardaki seviyesinin azaltılmaya çalışılması gerekmektedir. Patates kızartması gibi yüksek ısı işlemi sonucunda akrilamid oluşan, karbonhidrat ve protein bakımından zengin gıdaları mümkün olduğunca tüketmekten kaçınılmalıdır. İnsanların gıda tüketimlerinde haşlanmış ürünleri, taze meyve ve sebzeleri tercih etmeleri gerekmektedir



